Anasayfa

Site Haritası

İletişim

 
         
 


 
Çalışmalarımızdan haberdar
 olmak için mail adresinizi bırakın

 
 

 
  Çocuk Nörolojisi                                                                                                     << geri

DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU (DEHB)
          
                                                           
Okul, ev ve arkadaş çevresinde günlük yaşam faaliyetlerini etkileyecek düzeyde dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik ve/veya dürtü kontrolünde bozukluk ile ortaya çıkan nörolojik temelli bir hastalıktır. Bu 3 alandaki zorluk düzeyine göre de klinik tablo 3 alt gurupta incelenir:

1- Dikkatsizliğin belirgin olduğu gurup

2- Aşırı hareketlilik ve dürtüselliğin belirgin olduğu gurup

3- Yukarıdaki 2 guruptaki belirtilerin eşit olduğu gurup

Belirtileri:

- Dikkatsizliğin belirgin olduğu olguların bir faaliyeti düzenlemesi ve
  sona erdirmesi çok zordur.

- Ayrıntılara dikkat etmezler, kurallara uyamazlar.

- Karşılıklı konuşmaları takip etmekte zorlanırlar, dinlemiyor
  gibidirler.

- Sanki gün içinde rüyada gibi dalgındırlar.

- Dikkatsiz hatalar yaparlar.

- Yavaş ve isteksizdirler.

- Öğretmenin istediği ödevi anlamakta zorlanabilirler.

- Yapar görünseler de ne ile yükümlü olduklarını anlamayabilirler.

- Günlük olağan işleri yaparken, kolayca başka bir uyaran ile
  dikkatleri o yöne kaydığı için tamamlamakta güçlük çekerler.

- Ev ödevini uzun sürede yaparlar; ödev yapma adeta anne ve
  çocuk arasında savaşa döner. Ödev bitse bile hatalar ve silgi
  izleri ile doludur.


-
Devamlı zihinsel yoğunlaşma gereken faaliyetlerden kaçınırlar,
  ancak sevdikleri bir işi yaparken (TV seyretmek gibi) dikkat
  ederler.


-
Unutkandırlar. Eşyalarını sık kaybederler.

- Aşırı hareketli kişiler kıpır kıpırdır ve çok konuşurlar.

- Yemek yerken, ödev yaparken bile uzun süre oturamazlar.

- Küçük çocuk iken devamlı koşar, atlar, zıplar ve tırmanırlar.

- Gürültülü oynarlar.

- Ergenlikte her şeyi yapmak, denemek isterler.

- Devamlı bir şeyler ile meşgul kalma ihtiyacı içindedirler.
  Dikkatleri iyidir.

- Dürtü kontrolünde zorluk, düşünmeden davranma, uygunsuz
  zamanlarda uygunsuz biçimde konuşma, başkalarının sözüne
  kesme, haklarına müdahale, sıra bekleyememe şeklinde ortaya
  çıkar.

- Küçük çocuklar arkadaşına kızınca vurur ya da sormadan
  oyuncağı elinden alır.

- Soru tamamlanmadan cevabını yapıştırırlar.

 - Düşünmeden hareket ettikleri için yaralanma ve kazalara diğer
   çocuklardan daha sık maruz kalırlar.

Her 2 gurubun özelliğini taşıyanlar ise bu belirtileri eşit oranda gösterirler.

Bu Belirtileri Gösteren Her Çocuk DEHB Tanısı Alır mı?
 

Her çocuk zaman zaman dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik ya da dürtüsellik gösterebilir.
Okul ya da ev ortamındaki stres, fark edilemeyen epilepsi (sara) nöbetleri, kaygı, depresyon ve beyin işlevlerini etkileyen diğer hastalıklar, başarıyı etkileyen öğrenme güçlüğü, orta kulak enfeksiyonuna bağlı geçici sağırlık, zor bir faaliyetin sıkıcılığı ve bunaltıcılığı, geçici olarak bu belirtilerin çıkmasına neden olabilir. Sadece bu geçici duruma dayanarak DEHB tanısı konamaz.

Tanı için bu belirtilerin 7 yaşından önce başlaması, en az 6 aydır sürmesi ve kişinin okul, oyun alanı, ev ve toplumsal alanlardan en az 2’sinde ilişkilerini olumsuz etkilemesi gerekmektedir. Okul öncesi dönemde genellikle hareketlilik ve dürtüsellik ortaya çıkar. Belirtilerin en kolay fark edildiği yaşam alanı çoğunlukla okuldur. Öğrenmenin yetersizliği, disiplini bozucu davranışlar öğretmeni yakındıran temel sorunlardır.

Sık bir Hastalık mıdır?
Toplumda ortalama %3-7 hatta bazı kaynaklarda %10 olguda bu tanı konmuştur. 25-30 kişilik bir sınıfta en az 1 çocuğun bu tanıyı alma olasılığı vardır. Erkek çocuklarda kızlara göre 3 kez daha fazladır. Dikkatsizliğin belirgin olduğu tip ise kızlarda daha çoktur.

DEHB Neden Olur?
Öncelikle bilmeniz gereken, çocuğunuz yetiştirme yönteminiz ve ona karşı tutumlarınızın, bu sorunun oluşumunda bir etkisi yoktur. Bugün ki bilgilerimiz, bu hastalığın genetik eğilimle ilişkili nörobiyolojik bir temeli olduğunu göstermektedir. Çevresel faktörler sadece var olan belirtilerin daha şiddetli olmasına neden olabilir. En çok suçlanan faktörler, annenin gebeliğinde alkol ve sigara tüketimi, okul öncesi dönemde çocuğun kurşun gibi ağır metallere kronik olarak maruz kalması, allerjik ve katkılı gıdaların tüketimidir. Ancak bu konuda kanıtlar kesin değildir.

Genetik nedenler DEHB oluşumunda önemlidir. Hasta bir çocuğun yakın akrabalarında benzer durum %25 oranında bulunur. Sorumlu gen ya da genler araştırma sürecindedir.

DEHB olan kişilerin beyin işlevsel görüntülemelerinde beynin sağ ve sol ön (frontal) lobları, beyincik ve bazal gangliyon denen derin yerleşimli yapılarla ile ilgili sorunlar saptanmıştır.

Başka Hastalıklar Eşlik Eder mi?
Olguların %50’sine 1 ya da daha fazla sayıda diğer nörolojik davranış sorunları eşlik eder. Çeşitli davranış bozuklukları, depresyon, kaygı bozukluğu, özel öğrenme güçlükleri (dil gelişim bozuklukları, okuma, yazma, aritmetik güçlüğü) ve tikler başlıcalarıdır.

Çocuğum Büyüdükçe Bu Hastalıktan Kurtulacak mı?
Pek çok olguda belirtiler erişkinlikte de devam eder. Ancak güçlenen ve çevresini uygun biçimde oluşturan bir erişkin, gerekirse ilaçların yardımını ile üretken bir birey olabilir. Hatta yüksek enerji gerektiren bir işte hareketlilikleri üstünlük sağlayabilir.

DEHB tedavi edilebilir mi?
Hastalığın kendisi değil belirtileri tedavi edilebilir. En uygun tedavi her çocuğu ev, okuldaki durumuna göre ele alıp değerlendirmektir. Genellikle ilaç ile birlikte davranışa yönelik tedavi en etkili sonucu vermektedir. Burada aile ve öğretmenin doldurduğu davranış ölçütleri değerlendirme ve tedavinin takibi için önemlidir. 

İlaç tedavisinde amaç çocuğun dikkatini yoğunlaştırarak akademik becerisini arttırmaktır. Bu amaçla sadece okul günlerinde kullanılır. İlacın etkisinin o gün okul ve ev ödevi faaliyetleri için yardımcı olacağı bilinmelidir. İlaç çocuğun var olan yetilerini kullanmasına yardımcıdır, yoksa yeti kazandırıcı ya da arttırıcı değildir.

En çok tercih ettiğimiz ilaçlar merkezi sinir sistemi uyarcılarıdır. Ancak bu ilaçlar bağımlılık yapıcı değildir ve isminin çağrıştırdığı gibi kişiyi ‘uçurucu’ değildir. Madde kullanımına eğilim yaptığı kanıtlanmamıştır. Bu ergenler madde kullanımına, normal yaşıtlarından daha yatkın olmakla beraber bu oran ilaç kullananlarda kullanmayanlara göre çok daha düşüktür. En sık gözlenen yan etkileri iştah azalması, uykusuzluk, huzursuzluk ve kaygıdır bozukluğudur. Yatkınlığı olanlarda tik ve epilepsi nöbeti yapabilir.  Boy büyümesini olumsuz etkileyebilir. Olguların%10’unda uyarıcı ilaçlara yanıt alınamaz. Bu durumda değişik ilaç seçenekleri denenir.

İlaç tedavisi kadar önemli bir diğer tedavi yöntemi de profesyonel eğitimci desteği ile sağlanan davranışa ve aile içi tutumlara yönelik çocuk-aile tedavisidir. Burada amaç, çocuğun günlük işleri planlaması, düşünerek davranma ve konuşma, öfke kontrolü ve sıkıntılı durumlarda çözüm bulmayı kolaylaştırıcı becerileri kazandırmaktır.

Tedavisiz olgular, özellikle ağır belirtilerin varlığında ergen olarak gerek eğitim gerekse arkadaş ilişkilerinde ciddi sorunlar yaşar. Zeka yetilerinin altında bir eğitim görürler. İş kaybetmeleri sıktır. Kötü sosyal ilişkiler nedeniyle depresyon ve kaygı bozukluğuna eğilimlilerdir.
 
 

 
     
     
     
     
   
 

Türk Çocuk Nörolojisi Vakfı
Merkez: Rumeli Mah. Emirgan Cad.No.39 Çorlu- TEKİRDAĞ Tel: 0282 692 10 61
Şube: Muhittin Mh. K. Ağaç Kristal Sk. No:76 Çorlu - Tekirdağ Tel.:
0282 654 44 45
Copyright 2009-2010 © Türk Çocuk Nörolojisi Vakfı. Tüm Hakları saklıdır
 

 
Webmaster: Taner Canbek - www.tanercanbek.com